| Köşe's profileKöşe Yazarları Spaces'iBlogLists | Help |
|
|
August 02 INTERNET Mİ? KAPKAÇ MI?
INTERNET Mİ, KAP KAÇ MI DAHA TEHLİKELİ?
Son günlerde kulağıma oldukça sık olarak bazı söylentiler gelmeye başladı... İlk başlarda söylentidir nasıl olsa diye kulak asmamıştım... Lakin artık bu söylentiler o kadar çoğaldı ki ufak bir araştırma yapmak istedim... Bir aylık incelemelerim ve de takiplerim sonucunda söylenenlerin gerçek olduğunu gördüm... PORNO DÜNYASINDA DEVRİM Yukarıda anlattıklarım işin sadece beyaz tarafı... Bu konuyu araştırırken daha farklı ve iğrenç gerçeklerle de karşılaştım... Vatandaşlarımız porno dünyasında gerçekten devrim yapmışlar... Eskiden bu konuda Aydemir Akbaş, Dilber Ay, Zerrin Egeliler gibi isimler vardı... Günümüzde ise hiç kimsenin tanımadığı, adını bile bilmediği halkın içinden sevgililer var... Sevgilinizle dolaştığınız sırada aşka gelip öpüştüyseniz ve de şipşakçılar sizi yakaladıysa yandığınızın resmidir... Emin olun ertesi gün yüz binlerce kişi sizin bu görüntülerinizi izleyecek ve tanıyacaktır... Bir de kendi sevgilisini gizli kameraya çeken şahsiyetsiz kişiler var... Eve sevgilisini getirip aşka getiren bu asalaklar, hanım kişinin uygunsuz vaziyetlerini görüntüleyip Internet üzerinden teşhir etmekte... İşin daha kötüsü gizli kamera olmayanlar... Sadece “ufak bir hatıra” adı altında aşklarını kameraya kaydeden bu sevgilileri kısa bir süre sonra Internet’de rahatlıkla bulabilir ve ülke nüfusuna nasıl katkıda bulunulduğunu aleni bir şekilde izleyebilirsiniz... Ateşleri başlarına vurduklarından mıdır nedir, ayna karşısına geçerek kendi çıplak pozlarını çekip, kendilerini teşhir eden genç kızlarımıza ve hanımlara hiçbir şey demiyorum zaten...
Atıf YILDIRIM (2.8.06) March 22 Türkiye'de InternetInternet’e ilk adım attığım zamanlar (ki bu 1999 yılının başlarına denk gelmektedir) bir çok insan gibi bende sohbet odalarını tercih edenlerdendim. Zaten, o zamanlarda adam akıllı sörf yapıp, bir iki söyleşi yaparak bilgi alışverişinde bulunmak için, kullanabileceğimiz portallar bulunmamaktaydı. Büyük şirketlerin ve üniversitelerin web siteleri haricinde, Hotmail, Yahoo, Altavista, v.b. siteler vardı. Bunun yanında Internet teknolojisi şimdiki kadar gelişmiş değildi. Hoş, halende Türkiye olarak bu konuda yeterliliğe ulaşabilmiş değiliz. Zira o zamanlar 33,600K ve 56K diye hızlarını nitelendirdiğimiz, ve de, artık yavaş yavaş ortadan kalkmakta olan modemleri kullanmaktaydık. Hatta öyle ki, birisinde 56K modem varmış diye duyduğumuz zaman “vay beee, herife bak 56K hızıyla giriyor Internet’e” diye hayıflanırdık. Allah’tan ki, 33,600K hızındaki modemlerden kurtulmamız ve 56K modemlere geçiş yapmamız uzun sürmedi. Biz de artık 56K hızında Internet’e erişebiliyorduk. Lakin, 56K dediğime bakmayın. Zira, ben bugüne kadar bu modemlerle Internet’e bağlanıp 56K hızına ulaşabilen bir kişiye rastlamadım. Benim şu ana kadar ulaşabildiğim en yüksek hız, 49,200K idi. Bunların yanı sıra en çok dert yandığımız bir konuda, Internet bağlantıların çok pahalı olması yönünde idi. Biz, bir saatlik Internet bağlantısına bilmem kaç lira ücret öderken, Avrupa ülkelerindeki kullanıcılar, aynı ücretle 3-4 saat Internet’te kalabiliyorlardı. Bu konu hakkında yüksek tepkiler alan Türk Telekom, bağlantı ücretlerini düşürmek yerine, “tarifeye itiraz mı ediyorsunuz, aha size tarife” derecesine bağlantı ücretlerine ha bire zam yaptı.
Gün geçtikçe, çeşitli Internet bağlantıları çıkmaya başladı. Bunun ülkemizdeki ilk örneklerinden birisi Kablo Net’tir. Kablolu TV yayını üzerinden yüksek hız ve kesintisiz olarak Internet’e erişmek, bizleri bayağı sevindirmişti. Lakin bizim sevincimiz kursağımızda kaldı, zira o zamanlar ikâmet ettiğim, ve de şu an İstanbul’un en kalabalık ilçeleri arasında üst sıralarda bulunmakta olan Bağcılar ilçesinde, Kablo TV yayını yoktu. Zannediyorum ki, halende yok.
Daha sonra Türk Telekom, o zamanlar ağzımızı açık bırakacak olan ADSL teknolojisini duyurdu. Yine telefon hatları üzerinden yüksek hızda Internet bağlantısı. Fakat, her şeyde olduğu gibi, ADSL nin de avantajları ve dezavantajları oldu. Avantajları, sabit ve düşük bir ücretle, yüksek hız ve kesintisiz bir Internet bağlantısının yanı sıra, bağlantıyı gerçekleştirdiğimiz telefon hattını aynı zamanda görüşme yapabilmek için de kullanmaktır. Dezavantajları ise, bu bağlantıyı gerçekleştirebilmek için, ihtiyacınız olan özel modemlerin pahalı olmasıdır. Bir de tabii ki, bağlı bulunduğunuz santralin ADSL teknolojisini desteklemesi gerekmekte.
ADSL teknolojisinde, 256K, 512K, 1024K ve 2048K hızlarında Internet’e bağlanmak mümkün. Önümüzdeki günlerde 256K bağlantının tamamen kalkıp minimum 512K bağlantıların olacağı söylenmekte. Lakin bu konu şu sıralar tartışılmaktadır. Zira Türkiye’nin hali hazırda sahip olduğu toplam ADSL çıkışının bunu karşılayamayacağı düşünülmekte. Türk Telekom ilerleyen zamanlarda bu konuda yeterliliği sağlayacağını söylese de, açıkçası ben bu konuda daha çok bekleyeceğimizi düşünmekteyim. Buna benzer bir şekilde ISDN ve DSL denen yüksek hızda bağlantı çeşitleri de bulunmaktadır.
Kullanabileceğimiz bir bağlantı türü de, uydu üzerinden gerçekleştirilen bağlantılardır. Dijital uydu alıcıları ve çanak antenleri sayesinde kullanabildiğimiz bu bağlantıyla ben henüz tanışabilmiş ve tecrübe edinebilmiş değilim.
Bir de Wireless bağlantı türü bulunmaktadır. Bu bağlantı türü daha çok Laptop diye tabir ettiğimiz diz üstü bilgisayarlar için geçerlidir. Bir bina içerisine veya cadde üzerindeki elektrik direklerine bağlanan vericiler sayesinde yine uydu üzerinden bulunduğu bölgeye Internet dağıtımı yapan bu teknoloji sayesinde Wireless modülü bulunan diz üstü bilgisayarlar ile kablosuz ve serbest olarak Internet’e erişebilmeniz mümkün. Yine çalıştığınız veya ikâmet ettiğiniz bina içerisinde Wireles vericisi bulunmaktaysa, kullandığınız masaüstü bilgisayarınıza taktıracağınız Wireles modülü sayesinde özgürce Internet’e bağlanabilirsiniz.
Bunun ülkemizdeki ilk örneğini İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Beyoğlu’ndaki İstiklal Caddesi üzerine koyduğu vericiler sayesinde gerçekleştirdi. Cadde boyunca istediğiniz herhangi bir noktada diz üstü bilgisayarınızı kullanarak özgürce ve ücretsiz olarak Internet’e bağlanabiliyordunuz. Fakat, Türk Telekom bu olayın kendilerine zarar verdiğini düşünmüş olmalı ki, kısa süre içerisinde Büyükşehir belediyesine açtığı dava ile bu vericileri kaldırtarak, bu konuda tekel olduğunu gösterdi.
Avrupa’da ve özellikle Amerika’da, Wireless çok yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Avrupa bu konuda daha çok demiryolları üzerinde hizmet vermekte. Tren yolculuğunuz esnasında, bir taraftan çayınızı, kahvenizi yudumlarken, diğer yandan diz üstü bilgisayarınızla Internet’e girip işlerinizi halledebiliyorsunuz. Diğer tarafta yani Amerika’da, herhangi bir iş binasının çevresindeki veya yakınındaki banklarda oturmuş, kafalarını diz üstü bilgisayarlarına gömen insanları görürseniz, anlayın ki, o binada Wireless vericileri bulunmaktadır. Yine bazı park ve gezi alanlarında Wireless bağlantısını sömüren insanlarla karşılaşabilmeniz mümkün.
Ülkemizde ise henüz bu teknolojiyi birkaç büyük şirket dışında kullanan bir kesim bulunmamaktadır. Üstelik bu şirketlerde ise sadece bina içerisinde bağlantı bulunmaktadır. Türk Telekom, bu konuda daha uzun bir zaman tekelci davranacak gibi gözüküyor bana. Aslında iyi ki de böyle bir şey yok diyorum. Zira, evdeki bir odadan diğer odaya isteklerini veya söyleyeceklerini cep telefonunun kısa mesaj özelliğini kullanarak belirten bir gençliğe sahibiz. Taksim gezi parkında veya Ortaköy sahilinde bir çift gencin oturup diz üstü bilgisayarlarını kullanarak sohbet ettiklerini düşünüyorum da, pek de iç açıcı gelmiyor bana.
Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere. February 15 Yılanın Kuyruğuna Değil, Başına Basın!!! (Karikatür Olayı)Son günlerde bütün dünyanın gündeminde hiç şüphesiz Hz. Muhammed (S.A.V.)'in karikatürlerini (kendilerince) yayınlayan medya organının çıkardığı karmaşıklık bulunmakta. Elbetteki çok saygısızca yapılmış bir harekettir bu! Kavgalar çıktı, saldırılar oldu, bombalar patladı... Onlarca kişi öldü, bir o kadarda yaralısı var... Dünya çapında protestolar yapıldı, eylemler düzenlendi!
Biz de boş durmadık, protesto ettik! Hatta şu sıralar boykotda ediyoruz! Neyi boykot ediyoruz? Danimarka ürünlerini! Boykot edilen ürünler arasında ülkemizde de çok sık kullanılan markaların ürünleri bulunmakta... Buna pek anlam veremiyorum... Zira protesto etmek istediğimiz bu karikatürleri yayınlayan medya organıdır! Nescafe veya Maret'in veya diğer markaların ne suçu var? Ya da Danimarka'nın bu saygısızlıkta ki yeri nedir? Karikatürleri yayınlayan medya organının yaptığı saygısızlık elbette çok büyük! Lakin bu yüzden koca ülkeyi protesto etmeyi, pire yüzünden yorgan yakmak olayına benzetiyorum ben. Zira zannetmiyorum ki Danimarka yönetimi bunların olmasını istesin, ülkesinde karmaşıklar çıksın, kurduğu düzen bozulsun, vatandaşları ölsün, yaralansın.... Danimarka yönetimi veya boykot ettiğimiz markaların yöneticileri bunların olmasını ister miydi sizce? Elbette ki istemezlerdi... Neden istesinler ki?..
Yanlış yapıyoruz... Yılanın başını ezeceğimize kuyruğunu eziyoruz!.. Eğer bir şeyleri protesto etmek istiyorsak kaynağını protesto edelim, eğer bir şeyleri boykot etmek istiyorsak kaynağını boykot edelim... Hiç bir suçu ve de ilgisi olmayan diğer markaları karıştırmayalım!.. Yılanın kuyruğunu ezmek yerine başını ezelim... December 14 Çok Kabaymışım! Öyle Diyorlar!Şimdi burada 'sana kabasın diyen halt etmiş, kimmiş o kendini bilmez' diyebilirsiniz (ki kuvvetle ihtimal öyle olacağını tahmin ediyorum. :P) ama öyleymişim efendim. Bakın anlatayım...
Geçtiğimiz günlerde MSN Messenger üzerinde ilginç bir olayda rol aldım. Email adresinden bayan olduğunu tahmin ettiğim birisi beni listesine eklemiş, ben de kimdir bu (her zamanki merakımla) diye kabul ettim. Velhasıl kelam bu arkadaşı yaklaşık 20 gün boyunca hiç online göremedim. Yine bir akşam üstü Messengere'e giriş yaptığımda online olarak yakaladım bunu ve kim olduğunu öğrenmek maksadıyla selam verdim. Buyrun aşağıda bu olayda geçen konuşmalar.
- Selam
- Kimsin?
- Valla aynı şeyi bende sizin için merak ediyorum. Beni listenize eklemişsiniz! Siz kimsiniz acaba?
- Ben kimseyi eklemedim!
- Tabii ben de adresinizi kafamdan uydurup eklemiştim zaten! Siz eklediniz beni listenize ben de kabul ettim ve yaklaşık 20 gün oldu yeni online görüyorum sizi.
- Ya ben kimseyi eklemedim be. Sen kimsin, adresimi nereden buldun? Listemde bile yoksun birden bire çıktın karşıma selam diyerek!
- Bakın beni siz eklediniz! Üstelik kim olduğunuzu bilmediğimden dolayı hala listemde kategorilerin dışında duruyorsunuz! Belki ekledikten sonra silmiş olabilirsiniz. Hatırlamamanız gayet doğal.
- Hayır ben eklemedim.
- Pekâla. Tamam... Bir şey demiyorum daha.
- Madem beni tanımıyorsunuz ve de listenizde kategori dışıyım, silin o zaman beni o kategorisiz yerden! Ve beni bir daha rahatsız etmeyin!
- Emin olun sizi listemden sileceğim ve bir daha rahatsız etmeyeceğim. (gayet kibar bir şekilde alttan alıyorum)
- ÇOK KABASIN!!!!
- Niye? Rahatsız etmeyeceğim dediğim için mi?
- BYEEE!
- Sana BYEE, aaa engelledi??
Bu olay aynen bu şekilde başımdan geçmiştir ve kesinlikle uydurma değildir. Buyurun yorum sizin ben bir şey demiyorum. :) December 09 Diyalog- Abi markete kadar gidicem bişi istiyon mu?
- Napcan markette?
- Sigaram bitmiş bide gazete alıcam.
- Niye?
- Nasıl niye? Sigaram bitmiş dedim ya sigara almaya gidiyorum.
- Ha anladım.
- Sen bişi istiyon mu?
- Nasıl?
- Ne nasıl? Bişi istiyonmu diyom.
- Hı. Niye ki?
- Haydaa. Abi noluyo ya, dışarıdan istediğin bişi var mı diyom. Analmıyon mu abi?
- Haa. Anladım... Tamam tamam.
- .....
- Eee?
- Ne eee?
- Bişi istiyonmu istemiyon mu?
- Ha evet. Şey, varsa sıcak bi çay getirirsen sevinirim.
- Hö? Dışardan mı?
- Ne dışardan mı?
- Sıcak çay getir dedin ya. Dışardan mı getircem?
- Niye? Burda yok mu?
- Abi hayretsin ya. Ben dışardan bişi istiyonmu diyom sen sıcak çay getir diyon?
- Dışarıda sıcak çay mı var?
- Hay Allah'ım ya.
- Noldu?
- Yok bişi?
- Nasıl yok? Kalmamış mı?
- Ne kalmamş mı?
- Sıcak çay.
- Abi çay demlemedik ki.
- E dışardan getirim dedin.
- Dışarda sıcak çay ne arar abi. Kahve mi var sanki burada?
- E sen demedin mi?
- Neyi demedim mi?
- Dışarıdan sıcak çay getirim mi diye?
- Abi gitmiyom dışarı. Vazgeçtim sigarada almıyorum.
- Noldu ki?
- Yok bişi.
- Kalmamış mı?
Bitmez...... :) |
|
|