Köşe's profileKöşe Yazarları Spaces'iBlogLists Tools Help

Blog


    July 15

    KAN PERDESİ

    Umutlar yıkıldı silah sesleriyle...
    Sabahın güneşine dair umutlar feyatlarla, figanlarla kayboldu...
    Gözyaşları, dökülen kanlar misali sıcak zeminde birikmiş...
    Gözleri "kan perdeleri" ile kapatılmış, "antiterör" ideolojisini benimsemiş sahtekar insan müsvetteleriydi, huzura düşmanlık eden...
    Kağıt üzerindeki mutabıkıyla terör düşmalarıydı bu "karambol denklem"e sessiz kalanlar...
    Unutulmayanlardı babasını ölüme teslim eden çocukların haykırışları...
    Evsiz kalanlar, aç kalanlar...
    Aslında insanlığın can çekişmesiydi bunlar...
    Susmakla yetindik, izlemekle yetindik sahtekar emperyalist yayınların vahşet enformasyonlarını...
    Sadece izlemekle yetiniyoruz gözleri kan perdesiyle kapatılmış, ecel yolu gözleyen cami duvarına işemekle sabıkalı zavallı canlıların yaptıklarını...
    Biliyoruz bir gün yok olacaklarını...
    Biliyoruz bir gün kan perdesinin gözlerden kalkacağını...
    Biliyoruz can çekişen insanlığa dair duyguların hayata inat yaşayacağını, bir ümtle...
    Yok olacak "antiterör" ideolojisi sahtekar zavallı canlılar...
    Yok olacaklar, gözlerindeki "kan perdesi" ile...
     
    Murat Yavuz
    09/07/2006     01:58
    June 05

    Sen, seninle, sensiz

    sen,seninle sensiz

     

    kalmadı artık

    ne hüzünlerin ahı,

    ne gecenin siyahı…

    Sevmek midir karşılığı gözyaşlarının?

    Ağlarken geceden geceye…

    Katil kisvesindedir hüzünler…

    Öldürür gülmeyi

    Süründürür sevmeyi,

    Kalbin soğuk zemininde…

    Gözyaşlarıyla kamufle olur hüzünler…

    Bir endişe bin kederle…

    Yerle yeksan olmuş hevesler

    Ağlarken kaybolmuş ,

    Ağlarken unutulmuş

    Geceler……

    Ömrüm hibe edilmiş sensizliğin çehresine…

    Gönlüm sebebiyet vermiş “faili meçhul”lere…

    Ölümün gerekçesiymiş

    Gülüşlerin,

    Sensizliğin…

    Yok edilen sevgimin

    çelengi olmuş gözlerinin rengi…

    Sevmeyi sevmemiş sanki

    Sevmeyi istememiş sanki,

    sensizliğin…

    ıslanmakmış gülüşüne bedel ölümlerim

    seninleyken sensizdim ben….

    Adı çıkmış yağmurlarla isyanların bir karanlık sabahında..

    Hüzünler istila etmiş limanları göç etmiş çaresiz tebessümler,gözlerimden…

    Ölümün gölgeleri sarmış ağlamaklı geceleri….

    Terk etmiş yokluğunu bana ait olanlar…

    Terk etmiş sensizliğin beni,bende olmayanlar….

    May 04

    Takvimlerin Hüznü…

    Yırtılan her yaprak misali bir sonbahardı…

    Ömür…

    Üzülmeye vakit bulamadığımız anların telafisiydi artık zaman…

    Kaybedilen sadece 365 kağıttan oluşan bir  yığın değildi oysa…

    Çok şey kaybedildi aslında bu sonbaharda…

    Ölümdü beklenilen muhakkak

    Çaresiz ve bir o kadar da hevesti

    Beklenilen…

    Çok şey bekledik bu hayattan bekletilirken…

    Sahte tebessümler aldı başını gitti sonbaharda…

    seyrek yağan kar taneleriydi sonbaharın hüznü..

    üzüntü değildi bu, hayata tebessümdü…

    hep hayallerim vardı sonbahara kalan…

    bitmeye yüz tutmuş umutlarım..

    önemi yoktu artık hiçbir şeyin…

    ne kazananın ne kaybedenin…

    takvim yapraklarının üzerine oynadığımız bir kumardı bu…

    sahte tebessümlerin varlığıyla aldatmaya çalıştığımızda aldatılmışız çoktan..

    hüzün değildi bu, ölüme tebessümdü…

    beklemezdik geleceğini bile bile…

    beklemezdik geleceğini hissetsek bile…

    seyrek yağan kar taneleriydi sonbaharın hüznü…

    ölümün varlığını hissetmekti saçlardaki kar yığınlarının soğukluğu…

    savrulan yapraklar misali gitmişti…

    tebessüm değildi  artık ,takvimlerin hüznü…

     

    Murat Yavuz

    27.04.2006     12.48 

    zaman.gif

    Dinleyin bu hayatı….

    Hayatla müzik arasında  benzerlik olduğunu çoğu zaman bilincimizde  yer versek de yine de farkında değilizdir…

    Bir müzik misali geçer hayatımız…

    Biz o müziğin umarsız notalarıyızdır…

    Fark etmeden ilerleriz

    Müzik bitinceye kadar…

    Bir introyla başlar hayatımız…

    Kimilerine göre uzundur bu intro..

    Kimilerine göre de oldukça kısadır

    Asıl şarkının söylendiği ana kadar bir mesafe söz konusudur

    Çeşit çeşittir  hayatın müziği…

    Kimileri arabesktir kimileri pop kimileri rock..

    Herkesin bir yeri vardır hayatın müziğinde..

    Farklı müzikler olsa da…

    Ve bir müzik kadar da kısa olduğu aşikardır hayatın…

    Hayat denilen bu müziğin akışına  gereğinden fazla kapılmak da

    umursamamak da iyi değildir zira..

    kimileri değerlendirir bu hayat müziğini…

    dolu dolu dinlerler…

    anlayarak dinlerler hayatı..

    kimileri de  bu müziğin  içindeki enstrümanlardan dolayı

    anlayamazlar ziyan ederler müziği…

    müziğin en hareketli yerinde müziği eleştirmekle,

    müziğin akışını değiştirmekle uğraşır kimileri de…

    müzik biterken yavaş yavaş kısılan enstrümanların sesleri misali

    hayatımız da son bulur…

    introyla başlamıştı bu hayat ve sonunda da sanatçının sessizliğiyle birlikte sesi kısılan enstrümanlar neticesinde bir outroyla biter….

     

    Murat Yavuz

    26.04.06    13.51

    nota.jpg
    April 17

    Neyse

    Neyse…
    Hep böyle başlardı umarsız olduğu sanılan cümleler…
    Çıkmaz sokaklarda kaybolurdu fikirler
    Sözler…
    O anda bir neyse çıkardı ağızdan
    Çoğu zaman işe yaramayan bir kelimeydi
    Umarsızdı çünkü…
    Getirdiği umarsızlıkla bazen çıkmaz sokakların yolu da çıkmaza girerdi…
    İstenmeyen şeylerin özetidir
    Neyse…
    Geçiştiririz hep istenmeyen şeyleri…
    Dersleri…
    Günlük işlerimizi…
    Hoşgörüyü…
    Her şey için neyse denilmiştir de konu alınganlığa gelince kaybolmuştur bu kelime…
    En az alınganlık kadar gereksizdir bu kelime zira…
    Konuşarak halledilmeye çalışılan konuların bitmeyen sonunda yer alır…
    Duyulan pişmanlık belirtisidir ‘’neyse’’
    Biraz hoşgörüden pişmanlık duyacak kadar çaresiz kalmışlığın bir hissi vardır içimizde…
    İstenmeyen doğrultuda anlaşılan yanlışlar…
    Neyse…
    Gereksiz olan her şey için
    Gereksiz olarak gördüğümüz her şey için…
    Neyse…
    Sarf edilen ‘neyse’ lerin haddiyle hesabı arasındaki orantı çoktan kaybolmuştur…
    Lanet olası zıkkım için öldürülen insanlar…
    Önceki nesilin sonraki nesile attığı kazıklar…
    Unutulan insanlık değerleri…
    Bir hiç uğruna kaybedilen zamanlar…
    Artık zamanı gelmedi mi söylemenin?
    Neyse…
    Neyse…
    Neyse…
    Murat YAVUZ
    21.09.2005