Köşe's profileKöşe Yazarları Spaces'iBlogLists Tools Help

Blog


    July 20

    BİR DOST...

    Merhaba

    Beni tanımıyorsun, en çok da bu yanını seviyorum sana yazarken.  

    Beni tanımanı istemiyor kalbim, sadece dinlemeni.  

    Dinlemeni ve aynı duyguları paylaşmanı benimle ..  

    Herkesten en yakın olacağız birbirimize.  

    Eğer susmazsak, paylaşırsak, saçma bulmaz, anlamlarda buluşursak. 

    Dar geçitlerden, karanlıklardan geldim buralara.  

    Yolum bitmedi daha biliyorum.

    Eskisinden daha güçlüyüm, en zor yollardan geçtim gibi.

    Geriye kalan yolda daha zorlu anlarım da olacaktır elbet.

    Ancak öylesine hazırım ki, öylesine ayakta kaldım ki, 

     daha ne olsa aşarım, aşacağım.

    Aklım hep geriye dönerdi, anılara, yaşanmışlara, 

     yaşanmamışlara.

    Bir balığın habersizce ecele takıldığı gibi,  

    takılırdı mazim yüreğime, dünüme, yarınıma.

    Yine takılmıyor değil zaman zaman.  

    Yine derinlere inmiyor değil gözlerim.

    Ama artık boğulası hıçkırıklar, pişmanlıklar yok.  

    Sanırım büyümek bu...  

    Büyümek nasıl bir şeydir diye meraklarım vardı.!

    Galiba görüyorum ve hissediyorum artık bunu.  

    Büyümek için, yaşımdan medet umardım.

    Hadi artık yaş kaç oldu, büyüt kendini. Nasıl?

    Rakamlarda değildi hüner,  

    yaşanmışlıklarla geliyordu olgunluk, tabi hüner buysa.

    Ve hala -sanırım- büyüdüm'lü yaşlar içindeyim.

    Çok tatlı ama! Çok umarsız her şey.  

    Buysa büyümek, geç kalmışım diyesim var.

    Düşünmemek her şeyi, dilediğince,  

    gönlünden geçtiğince, an'ı yaşamak; yarını yokmuşcasına.  

    Kaç yarınımız vardı ki zaten.

    İşte bunu kavramak. 

    Yarın yokmuş gibi yaparsa insan,  

    bugün daha başka yaşanıyordu yaşam.

    Daha, çok daha başka ..

    Gelen yarınlara, 

     gelecek günlere de bir şeyler götürmeliydi insan.

    Bu düne kadar ki düşüncem.  

    Eskiden yani dün mesela, yarınlar için hazırlık yapardım belki de.

    Hani herkes gibi. İyi bir işim olsun,  

    param olsun, düşünmeyeyim onu bunu.

    Bana göre değildi bunlar.

    Bunları yaparken, gününü göremiyordu insan.

    Bugünümden tat almadıysam yarınlarda  

    ne işime yarayacaktı elimdekiler?  

    Evet yarınlara bir şeyler götürmek zorunlu diyorsanız,  

    ben sevgi biriktireceğim.

    Eskisi kadar harcanmış değil.

    Seçilmiş yerini bulmuş sevgiler.  

    Biraz da aşklarımdan katacağım içine.

    Aşkı bulmakla, aşkın olmadığına inandığım köprülerden indim artık.

    Aşk vardı hatta aşklar vardı. Her şey aşktı.  

    Doyasıya yaşadığın, bugünündü aşk.

    Ne olduğunu anlamadan içine düşmeliydi aşkın, 

     senin olmayacağını bildiğindi aşk.

    Bir ömre hapsedilecek alışkanlıklar,  

    aynı sabahlarda uyanmalar, kavgalar gürültüler değildi aşk.

    Acı çekmeyi sevenler, seçimlerini  

    bu yönde kullananlara -bize- göreydi aşk.

    Acıtacaktın yüreğini, ah deliler gibi sevip,  

    geceleri uzatıp ardından sabahlara kanat açmalıydı  

    bitmiş aşklar, kuşlarca özgür.

    Çok sürmeden, arada kanatılacak yaralardı aşk.

    Ömürde kalan sevgiyse ne ala,  

    aşkı sığdıran varsa bir ömre, güler geçerim şimdilerde.

    Ansızın, sorgusuz, baş döndüren, bitecek sabahlardaydı aşk.

    Yüreğinde kelebekler uçmayacağı an`a kadar,  

    zincirlemek haksızlıktı.

    Güzel bir iz olarak kalsındı aşk.  

    Nefretlere, kinlere dönüşecekse, yaşanmasındı.

    Düne ihanet değil bu değişimim,  

    yarına armağan kendimden; kendimi.

    Yarınıma yorgun, yenik,  

    pişman bir ben götürmektense, aşkları rafa koymayı öğrenip, acılardan sıyırdım yüreğimi.

    İşte şimdi bulduğumdu aşk. 

    Sen! Dost; bu yazımı okurken  

    seni benimle paylaştığın için teşekkürler.

    Aşka inanan ama bir ömür sürsün diye  

    çırpınanlardansan, bırak yüreğindeki kuşu hemen, sal uzaklara.

    İnan durma.

    Sende benim gibi büyümediysen,  

    unutma sözlerimi. Aşkı benim tanımımla paylaştığında, 

    büyüdüğün andır.

    Hele bir de içinde kalmış bir sevgili varsa,

    hani doyamadığın, değilse çok uzaklarda,  

    ona sarılmak en muhteşem andır.

    Artık yaşam şimdidir.

    Günü uzatmak, yarından uzak kalmakla başlar  

    ve dünü anmamakla.

    Balıklar bile öğrendi, oltalardan uzak artık bir çoğu.

    Büyüyenler yüzmeye devam ediyor  

    ve oltalara takılanları seyrediyor, bizler gibi.

    Yemlere av olmaktan kurtulup,  

    kendi kendine doymayı öğrenmekle başladı her şey. Büyümekle ... 

    Mutlu ol ve sevdiğince sevil! 

    Bir Dost...

    DOST MUSUN?

    Dost musun? Öyleyse canın canımdır...Aynan olmalıyım...

    Yüzüne söyleyebilmeliyim her şeyi...Hem sakınmadan, mertçe...

    Hani bilirsin, esirgemem lâfımı,Ne şekil gelirse, öylece...

    Hazırım tüm içtenliğimle konuşmaya, ama,Seni de dupduru isterim karşımda...

    Dostsan

    Gözlerimin içine baka baka yaka silk benden!Arkamdan şikayetlenme!

    Yiğit ol! Gerekirse yiğitçe azarla, çekinme!

    Lâf değil, icraat beklerim senden!Öyle bak ki, hislerini görebileyim...

    Öyle hisset ki, güvenle bakabileyim...Sevmem, ölenin ardından ağıt yakmayı!

    Dil dönerken söylenmeli her şey...Kulak duyarken anlatılmalı...

    Göz bakarken bakmalıyım sana...

    Can sağ iken sarılmalı...Keşkelere meydan vermemeli hayatım,

    Pişmanlıklarla yoğrulmamalı....

    Hayır!

    Dirime selâm vermeyen,Ölüme de fazla yaklaşmasın!

    Dostsan, ölmemi bekleme!Haklıysam, yaşarken savun beni!

    Yaşarken yanımda ol!

    İnanmışsan bana, kimse çevirmesin seni yolundan!

    Ve inanmamışsan, sakın rol yapma!Her söylediğimi onaylaman şart değil...

    Her yaptığımı beğenmen de gerekmez...

    Dostsan, rahatça eleştir, fikrini rahatça söyle, sıkılma!

    Yadırgayabilirsin beni

    Ve ben de seni tuhaf bulursam şaşırma...Kandırmanı aslâ kabul edemem!

    Her dediğini, her yaptığını hoş görürüm, ama,Beni, bana sormadan yargılama!

    Her yediğimiz aynı olmaz belki,Her dakikamız birlikte geçmez...

    Her güldüğünde gülmeyi garanti edemesem de,Ağladığında seninle birlikte oturup ağlarım...

    Belki her çağırdığında gelemem fakat,Derdine ortak ararsan, koşarım...

    Ben de herkes gibi insanım elbet,Ne göklere çıkar beni, ne de yerin dibine sok!

    Senin işin bu değil!

    Benim zaten bir yerim var herkes gibi yer ile gök arasında...

    Dostsan

    Küçümsemeden, küfretmeden,Sevgiyle, saygıyla ve huzurla gel sokağıma...

    Dinlenmek istediğinde, hiç düşünme, sana özel bir limanım,

    ama...

    Yorulduğum zamanlarda,

    Dilediğimce sığınabilmeliyim koylarına...Seni bir çocuk kadar saf sevebilirim

    Ve bir deli kadar art niyetsiz...Uğruna seve seve hesabı şaşırırım...

    Görmezden gelebilirim yanlışlarını...

    Başkaları enayilik sayabilir,Başkaları akılsızlığıma yorabilir,

    Bunları dert bile etmem, ama,Sen, aslında aptal olmadığımı,Her an, tekrar tekrar hatırla!

    Ve sakın beni aptal yerine koymaya kalkışma!Seviyorsan, cimrilik etme, söyle!

    Muhabbeti varken, yokmuş gibi yapanla,Hiç sevmediği halde, yılışıp durana sinir olurum!

    Neyse, o olmalı insan...Kendisi olmaktan korkmamalı!

    Kendisi olmaktan kaçmamalı!Bil ki, sensin diye seni bırakmam, ama,

    Ben olduğum için bırakırsan beni,Yas da tutmam arkandan!

    Bedel mi?

    Ödemeyeceksen çıkma yola

    İçten pazarlık edersen, ancak kendine edersin...Kendince küser barışır, kendi kendini yersin!